Savaş Suçu
Savaş suçu, askeri veya sivil, kişi veya kişilerin, savaş
kanunları ihlâli için uluslararası ceza hukuku çerçevesinde
cezalandırılabileceği suçtur. Devletler arası çatışmalarda savaş
kanunlarının her ihlâli bir savaş suçu sayılmaktadır, ama devlet
içi çatışmalarda yer alan ihlâller savaş suçu sayılmayabilir.
Savaş kanunları sınırları içinde, yerleşmiş güvenliğinin ihlâli,
çatışma esnasında kabul edilmiş prosedürlerin ve kuralların
çiğnenmesi, örneğin ateşkes bayrağını kaldıranlara saldırmak ve
ya ateşkes bayrağını yanıltıcı şekilde kullanıp saldırmak, savaş
suçu sayılır.
Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmakta savaş suçu
oluşturan davranışlar arasında yer alır. Savaş suçları toplu
katliam ve soykırım olaylarının bir parçası olmasına rağmen, bu
tip suçlar genel olarak uluslararası insani hukuk çerçevesinde
insanlığa karşı suçlar kapsamına girer.
Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir
yeri vardır ve bu alanda Nurnberg Mahkemeleri gibi uluslararası
mahkelemer düzenlenmiştir. BM Güvenlik Konseyi tarafından
oluşturulan Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ve
Rwanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi yakın tarihten
örneklerdir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1 Temmuz 2002 tarihinden sonra
işlenmiş savaş suçları davalarının görüşülmesi için Lahey'de
kuruldu. Bazı ülkeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri,
Çin ve İsrail, mahkemeye karşı eleştirilerde bulunup, katılmayı
reddetmişlerdir ve mahkamenin vatandaşları üzerinde yargılama
yetkisine sahip olmasına izin vermemişlerdir.
Ceza, Cezasızlığın önlenmesi ve UCM'ye giden yol
Savaş suçları, Orta Çağdan beri ulusal mahkemeler tarafından
cezalandırılabilmiştir. Savaş suçlarının ilk kez kapsamlı bir
kanun halinde toplanması, Amerikan İç Savaşı sırasında Başkan
Lincoln tarafından 1863´de çıkarılan Lieber Kuralları´nda
gerçekleştirildi. O tarihten bu yana 1907 tarihli IV nolu La
Haye Sözleşmesi ve onun yönetmelikleri, 1949 tarihli Cenevre
Sözleşmeleri ve onların 1977 tarihli protokolleri de dahil olmak
üzere pek çok uluslararası insancıl hukuk sözleşmesi
hazırlanmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü´nün
(Statü) 8. Maddesi bu anlaşmalarda ve uluslararası örf ve adet
hukukunda tanımlanmış uluslararası silahlı çatışma esnasında
işlenen savaş suçlarının büyük bir bölümü üzerinde Uluslararası
Ceza Mahkemesi´ne (UCM) yetki verir. Bu iç savaşlar gibi
günümüzün en yaygın çatışmaları olan uluslararası olmayan
silahlı çatışmalarda işlenmiş savaş suçlarını yargılama
yetkisinin de Uluslararası Ceza Mahkemesi´ne verilmesi yoluyla
uluslararası hukuktaki en son gelişmeleri de teyit etmektedir.
İnsanlığa karşı suçlardan farklı olarak bir savaş suçu tek,
ayrı, dağınık ya da rastgele bir eylem olabilir. Bu eylemlerin
yaygın ve sistematik olmasına yönelik herhangi bir koşul yoktur.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren, Lahey
yönetmeliklerinde ve Cenevre Sözleşmeleri´nin I nolu
Protokolünde ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış
ihlallerin bazıları şunlardır:
- Doğrudan sivil nüfusa, sivil eşyalarına, insani yardıma ya da
barış koruyucu misyonların yanı sıra sağlayacağı önceden tahmin
edilen somut ve doğrudan doğruya askeri avantaja oranla aşırı
bir şekilde sivil hedeflere zarar vereceği ya da sivilleri
yaralayacağı ya da rastlantısal olarak can kaybına yol açacağı
bilinen saldırılar da dahil olmak üzere sivillere yönelik
yasaklanmış saldırılar; Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan
binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve
kişilere karşı saldırılar; ve askeri hedef olmayan din, eğitim,
sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi
anıtlara ve hastanelere saldırılar;
- Teslim olmuş askerleri öldürmek ya da yaralamak; uzuv keserek
fiziksel olarak sakat bırakmak; kişinin ölüme sebebiyet verecek
ya da onun sağlığını ciddi biçimde tehlikeye atacak tıbbi olarak
meşrulaştırılamayacak ve kişinin çıkarları doğrultusunda
yapılmayan tıbbi ya da bilimsel deneyler gerçekleştirmek;
kişinin onuruna yönelik saldırı, özellikle de onur kırıcı ve
aşağılayıcı muamele; tecavüz ve cinsel şiddetin diğer biçimleri
ve insanları kalkan olarak kullanmak gibi savunmasız kişilere
zarar verme;
- Ateşkes bayrağını, BM ya da düşman işaretini ya da Kızılhaç ve
Kızılay amblemlerini kötüye kullanmak; esir alınmayacağını
bildirmek; askeri gerekliliklerle meşrulaştırmadıkça düşman
mülklerini yağmalama, yok etme ya da zaptetme; zehir ya da
zehirli silahlar, belirli gazları, vücutta parçalanan kurşunları
ve yapılacak bir değişiklikle tüzüğe eklenecek diğer silahlar
gibi yasaklanmış silahları kullanmak; bir savaş yöntemi olarak
sivilleri kasten aç bırakmak ya da ulusal silahlı kuvvetlere 15
yaşından küçük çocukları almak ya da onları silahlı çatışmalara
aktif bir şekilde katarak kullanmak gibi bazı yasaklanmış savaş
yöntemleri;
- İşgalciler tarafından işgal ettikleri topraklara kendi sivil
nüfuslarının dolaylı olarak ya da doğrudan transferi ya da işgal
edilen toprakların nüfusunun tamamının veya bir parçasının sınır
dışı edilmesi ya da transferi; düşman vatandaşlarının yasal
haklarını kaldırma ya da askıya alma ya da onları kendi
ülkelerine karşı askeri operasyonlara katılmaya zorlamak da
dahil olmak üzere, işgal edilen topraklarda ya da düşman
vatandaşlarına karşı yasaklanmış bazı eylemler.
Bu zamada kadar savaş suçları nedeniyle yargılanan eski
devlet ve hükümet başkanlarından bazları:
Karl Dönitz (Almanya)
Hideki Tojo (Japonya)
Charles Taylor (Liberya)
Slobodan Milošević (Yugoslavya, dava sürecinde öldü)
Saddam Hüseyin (Irak, idam edildi.)
Savaşın yasallığı kazananlara verdiği öncelik nedeniyle eleştiri
noktası haline gelmiştir cünkü bazı olaylar savaş suçları olarak
algılanmamaktadır. Bu olaylar arasında ABD'nin 1. Dünya Savaşı
ve 2. Dünya Savaşı sürecinde sivil hedefleri yok etmesi ve atom
bombalarının Hiroşima ve Nagasaki'de kullanımı yer almaktadır.
Endonezya'nın 1976 ve 1999 tarihleri arası Doğu Timur'u işgali
de bazı kesimler tarafından savaş suçu olarak algılanmaktadır.